Uzak Şehir, Kızılcık Şerbeti, Teşkilat ve Gönül Dağı gibi oturmuş yapımlar yeni sezona güçlü girerken; Yeraltı, Sevdiğim Sensin, Tuzlu Kahve, Taşacak Bu Deniz ve Mercan Köşk gibi yapımlar da reyting savaşındaki yerini almaya hazırlanıyor. Peki hangi diziler ayakta kalacak, hangileri için erken final çanları çalacak?

Yeni televizyon sezonunda deyim yerindeyse tam anlamıyla bir kurtlar sofrası kuruluyor.

Bir tarafta pazartesi akşamını kilitleyen Uzak Şehir, cuma akşamının en güçlü yapımlarından Kızılcık Şerbeti, hafta sonunda yıllardır seyirci alışkanlığı yaratmış Teşkilat ve Gönül Dağı var.

Diğer tarafta ise geçtiğimiz sezon rüştünü ispatlayıp ikinci sezonuna giren yapımlar ile bu sezon ilk kez seyirci karşısına çıkacak sıfır kilometre projeler bulunuyor.

Bu kadar kalabalık bir tabloda herkesin sezon sonunu görmesi neredeyse imkânsız.

Benim tahminim oldukça net: Bu sezon başlayan dizilerin en az yarısı yılbaşını bile göremeyecek.

Hatta bugün fragmanları televizyonlarda defalarca dönen, afişleri sokakları süsleyen bazı yapımlar için ekim ve kasım aylarında erken final haberleri konuşuyor olabiliriz.

Uzak Şehir'in asıl sınavı şimdi başlıyor

Uzak Şehir için artık “Bu dizi tutacak mı?” sorusunu sormanın pek anlamı yok.

Dizi zaten tuttu ve oldukça güçlü bir seyirci kitlesi oluşturdu.

Asıl soru şu:

Uzak Şehir bu rüzgârı bütün sezon boyunca arkasında tutabilecek mi?

Geçtiğimiz sezon Mardin'deki sert aile ve aşiret dinamikleri, Alya'nın çocuğu için verdiği mücadele ve Cihan ile arasındaki bitmek bilmeyen çekim seyirciyi ekrana bağladı.

Fakat zirveye çıkmak kadar zirvede kalmak da zor.

Yeni sezonda yapım ekibinin önündeki en büyük sınav, hikâyeyi tıkamadan ve aynı olayları tekrar tekrar seyircinin önüne koymadan tempoyu korumak olacak.

Çünkü Uzak Şehir'in hikâyesi bir döngüye girmeye başlarsa seyircinin alternatiflere yönelmesi hiç de zor değil.

Üstelik diğer kanalların pazartesi akşamını Uzak Şehir'e bırakmaya niyeti olmadığı da ortada.

Kızılcık Şerbeti için en tehlikeli viraj

Cuma akşamının yıllardır en çok konuşulan yapımlarından biri kuşkusuz Kızılcık Şerbeti.

Sosyal medyada hemen her hafta gündeme oturan dizi, karakterleri ve tartışmalı sahneleriyle uzun süredir güçlü bir izleyici kitlesini elinde tutuyor.

Ancak uzun soluklu dizilerin karşı karşıya kaldığı çok önemli bir problem var: Tekrar.

Bir noktadan sonra seyirci aynı kavgaları, benzer entrikaları ve sürekli birbirinin ayağını kaydırmaya çalışan karakterleri izlemekten yorulabiliyor.

Bu nedenle Kızılcık Şerbeti açısından yeni sezonun en önemli meselesi reytingden önce hikâyenin kendisini yenileyebilmesi olacak.

Dizinin yine çok izleneceğini düşünüyorum.

Fakat asıl merak ettiğim, eski sarsıcı gücünü koruyup koruyamayacağı.

Çünkü rakipler artık Kızılcık Şerbeti'nin oluşturduğu büyük reyting pastasından pay almak için çok daha güçlü geliyor.

Teşkilat ve Gönül Dağı'nın görünmeyen silahı: Alışkanlık

Hafta sonunda ise bambaşka bir tablo var.

Pazar akşamında Teşkilat, cumartesi akşamında Gönül Dağı yıllardır oluşturdukları seyirci alışkanlığının avantajını kullanıyor.

Biri aksiyon ve istihbarat hikâyesiyle, diğeri aile sıcaklığı ve bozkır atmosferiyle kendi kitlesini oluşturmuş durumda.

Bu iki dizinin rakiplerine karşı en büyük avantajı da tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Televizyon seyircisinin kumanda alışkanlığını değiştirmek kolay değildir.

Yıllardır pazar akşamı Teşkilat'ı açan veya cumartesi akşamını Gönül Dağı ile geçiren bir seyirciyi yeni bir projeye geçirmek için yalnızca yüksek bütçe yeterli olmayacaktır.

Yeni dizilerin gerçekten güçlü bir hikâye sunması gerekiyor.

Yeraltı ikinci sezonunda daha büyük oynayacak

Geçtiğimiz sezon dikkat çeken ve ikinci sezonuna daha iddialı girmesi beklenen yapımlardan biri Yeraltı.

Dizinin karanlık atmosferi, mafya hesaplaşmaları ve sokaktaki adalet kavgası özellikle belirli bir seyirci kitlesinde karşılık buldu.

Şimdi önünde daha zor bir sınav var.

İlk sezondaki sert ve dinamik tempo korunabilirse Yeraltı, yayınlandığı günün reyting dengelerini ciddi şekilde değiştirebilir.

Çünkü artık seyirci karakterleri tanıyor, dünyanın kuralları belli ve hikâyenin temelleri atılmış durumda.

İkinci sezonun avantajı tam olarak bu.

Ancak aynı zamanda ikinci sezon, hikâyenin büyüyüp büyüyemeyeceğinin de gerçek testi olacak.

Sevdiğim Sensin için kritik ikinci sezon

İkinci sezonuyla yoluna devam eden bir diğer dikkat çekici yapım Sevdiğim Sensin.

İmkânsız aşk, sırlar ve ağır dram üzerine kurulan hikâye özellikle kadın izleyici açısından önemli bir potansiyele sahip.

Fakat dram dizilerinde ikinci sezonlar oldukça kritiktir.

İlk sezondaki aşk ve çatışma yeni olaylarla beslenebilirse hikâye zirveye çıkabilir. Ancak aynı meseleler farklı şekillerde tekrar edilmeye başlanırsa seyirci kaybı da aynı hızla başlayabilir.

Bu nedenle Sevdiğim Sensin'in kaderini büyük ölçüde senaryonun aşk hikâyesini ne kadar diri tutabildiği belirleyecek.

Tuzlu Kahve sezonun sürprizi olabilir mi?

Yeni sezonun sıfır kilometre projeleri arasında ise özellikle Tuzlu Kahve farklı bir noktada duruyor.

Çünkü televizyon ekranında ağır dramların, büyük aile savaşlarının, mafya hesaplaşmalarının ve entrikaların yoğunlaştığı bir dönemde daha samimi bir hikâyenin kendisine alan açma ihtimali var.

Seyirci bazen ağlamaktan, bağıran karakterlerden ve bitmek bilmeyen hesaplaşmalardan yoruluyor.

Tam da böyle dönemlerde daha sıcak, tebessüm ettiren ve aile ile ilişki dinamiklerini merkeze alan yapımlar sürpriz yapabiliyor.

Tuzlu Kahve'nin şansı burada.

Ancak yeni bir dizinin yalnızca farklı olması yeterli değil. İlk üç bölümde seyirciyle duygusal bağ kurulamazsa televizyonun acımasız reyting sistemi devreye giriyor.

Taşacak Bu Deniz ve Mercan Köşk de yarışın içinde

Tabloya Karadeniz'in hırçın atmosferini ekrana taşımaya hazırlanan Taşacak Bu Deniz'i ve konak entrikalarıyla öne çıkan Mercan Köşk'ü de eklediğimizde sezonun ne kadar kalabalık olduğu daha net ortaya çıkıyor.

Eski devler bir tarafta…

İkinci sezonuna giren güçlü yapımlar diğer tarafta…

İlk kez seyirci karşısına çıkacak milyonluk projeler ise onların hemen arkasında.

Fakat ekran herkese yetecek kadar büyük değil.

Asıl hesap üçüncü bölümden sonra başlıyor

Televizyon dünyasının en acımasız gerçeği burada ortaya çıkıyor.

Bir dizinin fragmanının sosyal medyada milyonlarca kez izlenmesi, oyuncularının gündem olması veya sokakların afişlerle doldurulması tek başına yeterli değil.

Üçüncü ve dördüncü bölümden itibaren kanal ve yapımcıların önüne gerçek reyting tablosu geliyor.

Total nasıl?

AB nasıl?

ABC1 nasıl?

Reklamveren açısından tablo yeterli mi?

Eğer milyonlarca liralık bir yapım birkaç hafta boyunca beklentinin altında kalıyorsa önce yayın günü tartışılmaya başlanıyor.

Ardından gün değişikliği geliyor.

O da işe yaramazsa birkaç bölüm sonra o meşhur açıklamayı görüyoruz:

“Final bölümüyle ekrana geliyor.”

Bugün dev bütçelerle tanıtılan bazı dizilerin birkaç ay sonra adını bile hatırlamayacak olmamızın nedeni tam olarak bu.

Büyük bütçe artık başarı garantisi değil

Bana göre bu sezonun en büyük hayal kırıklığını, arkasında büyük bütçeler olmasına rağmen hikâyesini tazeleyemeyen yapımlar yaşayacak.

Çünkü seyirci artık yalnızca ünlü oyuncu görmek istemiyor.

Aynı konak, aynı yasak aşk, aynı aile sırrı ve isimleri değiştirilmiş aynı karakterler eskisi kadar kolay karşılık bulmuyor.

Seyirci sahicilik istiyor.

Bir karaktere inanmak, onun derdini merak etmek ve bir sonraki hafta gerçekten ne olacağını düşünmek istiyor.

Bunu başaran düşük bütçeli bir yapım, bunu başaramayan dev bütçeli bir diziyi rahatlıkla geride bırakabilir.

Peki sezon sonunda kim ayakta kalacak?

Benim bugünden tahminim şu:

Uzak Şehir ile Kızılcık Şerbeti yine sezonun en güçlü kaleleri arasında olacak.

Teşkilat ve Gönül Dağı ise yıllardır oluşturdukları seyirci alışkanlığının avantajını kullanmaya devam edecek.

İkinci sezonuna giren Yeraltı ile Sevdiğim Sensin, doğru yayın günü ve güçlü hikâyeyle büyük dizilerin reyting pastasından ciddi pay koparabilir.

Yeni başlayan yapımlarda ise tablo çok daha acımasız olacak.

Bu sezon sıfırdan başlayan dizilerden en az iki tanesinin kasım ayını bile göremeyeceğini düşünüyorum.

Hatta birkaç yapım için ekim ayının sonunda erken final söylentileri duymaya başlarsak hiç şaşırmam.

Şimdi asıl merak ettiğim seyircinin tahmini.

Yeraltı veya Sevdiğim Sensin gibi ikinci sezonuna giren yapımlar mı eski devlerin tahtını sallayacak, yoksa Tuzlu Kahve gibi yeni projelerden beklenmedik bir sürpriz mi çıkacak?

Bir de tam tersini düşünelim:

“Bu kadar reklamı yapılıyor ama birkaç hafta sonra erken final yapar” dediğiniz dizi hangisi?

Bugün yapılan tahminleri bir kenara yazmakta fayda var.

Çünkü birkaç ay sonra reyting tabloları önümüze geldiğinde kimin gerçekten sezonu doğru okuduğu ortaya çıkacak.